Okul Öncesi Disleksi Müdahale Programı (O-DMP), 48-72 ay aralığındaki çocuklarda görülen öğrenme güçlüğü ve disleksi riskini ilkokul öncesinde tespit edip önlemeyi sağlayan bilimsel ve yapılandırılmış bir eğitim sistemidir. Bu program, çocuğun akademik başarısızlık yaşamasını beklemeden, beynin en hızlı geliştiği dönemde devreye girerek fonolojik farkındalık, bellek ve dikkat gibi temel bilişsel becerileri kalıcı olarak güçlendirir. O-DMP, risk grubundaki çocukların okula hazırbulunuşluk düzeylerini artıran ve gelecekteki okuma-yazma zorluklarına karşı en güçlü korumayı sağlayan özelleştirilmiş bir erken müdahale protokolüdür.
O-DMP Erken Müdahale Neden Bu Kadar Önemlidir?
Bir çocuğun beyni, özellikle 4 ile 6 yaş arasında muazzam bir esnekliğe sahiptir. Biz buna nöroplastisite diyoruz. Yani beyin, tıpkı bir oyun hamuru gibi şekillendirilmeye, yeni bağlantılar kurmaya ve eksikliklerini gidermeye bu dönemde çok açıktır. Yaş ilerledikçe bu esneklik azalır ve bazı becerileri kazandırmak çok daha fazla emek ister.
Bu programın felsefesi, sorunların büyümesini beklemek değil önleyici hekimlik mantığıyla hareket etmektir. Risk grubundaki bir çocuk, okul öncesinde doğru yöntemlerle desteklendiğinde, yaşıtlarıyla arasındaki farkı hızla kapatabilir. Amacımız, çocuğunuzun ilkokul birinci sınıfta “Ben yapamıyorum, ben başarısızım” duygusunu hiç tatmadan, okula özgüvenle başlamasını sağlamaktır. Erken müdahale, çocuğun sadece ders notlarını değil ruh sağlığını ve okul sevgisini de koruma altına alır.
Disleksinin Temelinde Hangi Bilişsel Farklılıklar Vardır?
Disleksi denildiğinde akla genellikle harflerin karıştırılması gelir ancak bu sadece buzdağının görünen kısmıdır. Suyun altında, yani beyinde, bilgiyi işleme süreçlerinde bazı farklılıklar yatar. Bizim müdahale ettiğimiz yer de burasıdır.
Bu programda odaklandığımız temel nörobilişsel alanlar, çocuğun öğrenme kapasitesini doğrudan etkileyen mekanizmalardır. Bunlar çocuğunuzun zekasıyla ilgili değil beynin bilgiyi işlemleme tarzıyla ilgilidir. Bu farklılıkların yoğunlaştığı alanlar şunlardır:
Fonolojik işlemleme
Kısa süreli bellek
Otomatik patern
Görsel işlemleme
İşitsel algı
ODİST Testi İle Çocuğun İhtiyaçlarını Nasıl Belirliyoruz?
Her çocuk biriciktir ve her çocuğun zorlandığı alan farklıdır. Bu yüzden ezbere bir eğitim programı uygulamak doğru değildir. Tedaviye başlamadan önce çocuğun zihninin bir haritasını çıkarmamız gerekir. Bunu da “Okul Öncesi Disleksi Belirtileri Testi” yani ODİST ile yapıyoruz.
ODİST, çocuğunuzu kendi yaş grubundaki diğer çocuklarla kıyaslayan, bilimsel normlara dayalı bir ölçüm aracıdır. Bu test sayesinde çocuğun hangi alanda, ne kadar desteğe ihtiyacı olduğunu nokta atışı tespit edebiliyoruz. Testin incelediği ve bizim için yol gösterici olan temel alanlar şunlardır:
Otomatik Patern
Kısa Süreli Bellek
Görsel İşlemleme
Gelişimsel Dil
Fonolojik Farkındalık
O-DMP Modülleri Arasında Fonolojik Farkındalık Ne İşe Yarar?
Okuma yazma öğrenmek aslında karmaşık bir şifre çözme işlemidir. Bir çocuğun harfleri öğrenip kelimelere dökebilmesi için, önce konuştuğumuz dilin seslerden oluştuğunu fark etmesi gerekir. Biz buna fonolojik farkındalık diyoruz. Disleksi riski taşıyan çocuklar genellikle kelimelerin içindeki sesleri ayırt etmekte zorlanırlar.
Bu modülde çocuklarla oyun tadında ama son derece yapılandırılmış çalışmalar yaparız. Önce cümleleri kelimelere ayırırız, sonra kelimeleri hecelere böleriz ve en sonunda seslere kadar ineriz. Bu çocuğun “işitsel dikkatini” keskinleştirir. Bu beceri gelişmediğinde çocuk ilkokulda öğretmenin seslendirdiği harfi duyabilir ama onu zihninde doğru yere koyamaz.
Fonolojik farkındalık çalışmalarının kapsadığı alt basamaklar şunlardır:
Cümle farkındalığı
Kelime ayırma
Uyak bulma
Hece çalışmaları
Ses manipülasyonu
Kısa Süreli Bellek Çalışmaları Okumayı Nasıl Etkiler?
Bunu bir bilgisayarın RAM kapasitesine benzetebiliriz. Çocuğunuzun zekası (işlemcisi) ne kadar güçlü olursa olsun, eğer anlık hafızası (RAM) doluysa veya kapasitesi düşükse, yeni bilgi girişi yavaşlar. Okurken cümlenin sonuna geldiğinde başını unutan bir çocuk, okuduğunu anlayamaz.
Kısa süreli bellek modülünde, hem işitsel hem de görsel belleği güçlendirmeyi hedefleriz. Tıpkı bir sporcunun antrenmanla kaslarını geliştirmesi gibi, biz de beynin “bilgi tutma kapasitesini” sistematik egzersizlerle artırırız. Başlangıçta iki nesneyi aklında tutmasını isterken, zamanla bu sayıyı artırarak beyni zorlar ve geliştiririz.
Kısa süreli bellek sorunlarının günlük hayattaki yansımaları şunlardır:
Yönergeleri unutma
Eşyaları kaybetme
Hikaye takibinde zorlanma
Kelime hatırlama güçlüğü
Öğrenme hızında yavaşlık
Otomatik Patern Becerisi Okuma Hızını Belirler mi?
Hızlı İsimlendirme olarak da bilinen Otomatik Patern, beynin gördüğü bir sembolü, rengi veya nesneyi deposundan bulup isimlendirme hızıdır. Bu beceri, akıcı okumanın en büyük belirleyicisidir. Eğer beyin, gördüğü bir şekli isimlendirmek için saniyelerce düşünüyorsa, okuma işlemi kesik kesik ve yorucu olur.
O-DMP’nin bu modülünde, özel kartlar kullanarak çocuğun görsel algı ile dil merkezi arasındaki bağlantı hızını artırmaya çalışırız. Beyindeki o veri yolunu ne kadar otobana çevirebilirsek, çocuk ilkokulda o kadar seri okur. Bu çalışma, sadece hızla ilgili değil aynı zamanda beynin ritmik ve sıralı işlem yapabilme yeteneğiyle de ilgilidir.
Görsel İşlemleme Modülü Göz Bozukluğuyla İlgili midir?
Bu konu aileler tarafından sıkça yanlış anlaşılır. Görsel işlemleme sorunu, bir göz bozukluğu değildir; gözün gördüğü görüntüyü beynin nasıl yorumladığıyla ilgilidir. Göz sağlam olabilir ama beyin şekilleri, yönleri veya detayları işlemekte zorlanabilir. Bu durumdaki çocuklar harfleri ters yazabilir, satır atlayabilir veya şekil-zemin ilişkisini kuramayabilir.
Görsel işlemleme modülünde çocuğun detayları fark etmesi, şekilleri zihninde döndürebilmesi ve görsel karmaşanın içinden doğru bilgiyi çekip alabilmesi üzerine çalışırız. Bu beceriler geliştikçe, çocuğun yazı yazma becerisi ve matematiksel şekilleri algılaması da düzelir.
Görsel işlemleme becerisinin etkilediği akademik durumlar şunlardır:
Yazı kopyalama
Harf yönlerini ayırma
Satır takibi
Geometrik algı
Görsel dikkat
Gelişimsel Dil Becerileri Neden Desteklenmelidir?
İletişim sadece konuşmaktan ibaret değildir; aynı zamanda duyduğunu doğru anlamak ve kendini doğru ifade edebilmektir. 4-6 yaş aralığı, dil gelişimi için kritik bir eşiktir. ODİST testinde bu alanda gerilik tespit edilen çocuklarda, dilin hem alıcı (anlama) hem de ifade edici (konuşma) boyutunu destekleriz.
Burada amaç sadece kelime hazinesini artırmak değil çocuğun olayları oluş sırasına göre anlatabilmesini, duygularını ifade edebilmesini ve karmaşık cümleleri anlayabilmesini sağlamaktır. Drama temelli oyunlar ve karşılıklı etkileşimle çocuğun iletişim özgüvenini artırırız. Kendini iyi ifade eden bir çocuk, okul ortamında sosyal olarak da daha başarılı olur.
O-DMP Uygulama Süreci ve Uzmanlık Şartları Nelerdir?
Bu program, evde rastgele yapılabilecek bir etkinlik dizisi değildir. O-DMP, son derece sistematik ve yapılandırılmış bir süreçtir. Bu nedenle mutlaka sertifikalı uzman uygulayıcılar tarafından, özel eğitim merkezlerinde uygulanmalıdır. Programın başarısı, uygulayıcının çocuğun tepkilerine göre zorluk derecesini anlık olarak ayarlayabilmesine bağlıdır.
İdeal bir gelişim için haftada en az 2 veya 3 seanslık bir program öneriyoruz. Seans süreleri çocuğun dikkat süresine göre 40 ile 60 dakika arasında değişebilir. Bu yoğunluk, beyinde kalıcı nöral değişimler yaratmak için gereklidir.
Uygulama sürecinin temel bileşenleri şunlardır:
Uzman uygulayıcı
Düzenli seanslar
Materyal disiplini
Bireysel planlama
Sürekli takip
O-DMP Programında Aileler Sürece Nasıl Dahil Olmalı?
Biz uzmanlar merkezde ne kadar yoğun çalışırsak çalışalım, ailenin desteği olmadan sürecin bir ayağı hep eksik kalır. Ancak “destek” derken, ailenin evde öğretmen rolüne bürünüp çocuğa ders çalıştırmasını kastetmiyoruz. Sizin göreviniz, bizim merkezde kazandırdığımız becerilerin günlük hayata transfer edilmesini sağlamaktır.
Ailelere, programın hedeflerini ve evde oynayabilecekleri basit oyunları detaylıca anlatıyoruz. Örneğin market alışverişinde renkleri hızlıca isimlendirme oyunu oynamak veya yatmadan önce okunan hikayedeki olay sırasını sormak gibi aktiviteler, terapi sürecini muazzam şekilde destekler. Aile, uzman ve çocuk arasındaki bu güçlü iş birliği, başarının anahtarıdır.