DONA Okuduğunu Anlama ve Kreatif Düşünme sistemi, öğrenme güçlüğü yaşayan veya bilişsel performansını artırmak isteyen bireylerde, okuma eylemini mekanik bir süreçten çıkarıp derinlemesine analiz ve yaratıcı üretim becerisine dönüştüren, kanıta dayalı bütüncül bir rehabilitasyon protokolüdür. Bu yöntem beynin yürütücü işlevlerini ve üstbilişsel mekanizmalarını doğrudan hedef alarak, öğrencinin sadece metni deşifre etmesini değil aynı zamanda zihinsel esneklik ve ıraksak düşünme stratejileriyle bilgiyi aktif olarak işlemesini sağlar. Akademik ve sosyal başarı için kritik olan bu süreç ezberden uzak, tamamen strateji ve farkındalık temelli nörobilişsel bir yaklaşımla yapılandırılır.

Okuma Güçlüğü Sadece Harfleri Tanıyamamak mıdır Yoksa Derin Bilişsel Nedenleri Var mıdır?

Çoğu zaman bize başvuran aileler, çocuklarının zeki olduğunu ancak okurken sürekli takıldığını ya da okuduğunu hemen unuttuğunu ifade ederler. Bu durum genellikle “Özgül Öğrenme Güçlüğü” olarak adlandırdığımız tablonun bir parçasıdır. Ancak mesele sadece harfleri karıştırmak değildir. Sorunun kökeninde, “yürütücü işlevler” dediğimiz, beynin planlama, organizasyon ve hafıza yönetimini sağlayan becerilerindeki aksaklıklar yatar.

Geleneksel yöntemler genellikle yüzeydeki sorunu çözmeye çalışır; yani çocuğa daha çok okuma yaptırarak hızı artırmayı hedefler. Ancak altyapıdaki bilişsel süreçler tamir edilmezse bu çabalar geçici çözümlerden öteye gidemez. Bizim klinik bakış açımız, okuduğunu anlama probleminin, beynin bilgiyi işleme şeklindeki bir farklılıktan kaynaklandığı yönündedir. Bu nedenle müdahaleyi harflerle değil beynin düşünme stratejileriyle başlatıyoruz. Erken dönemde doğru müdahale yapılmazsa, bu basit gibi görünen okuma sorunları, yetişkinlikte karmaşık işleri yönetememe veya sosyal ipuçlarını anlayamama gibi daha büyük sorunlara dönüşebilir.

Bu süreçte üzerinde durduğumuz temel alanlar şunlardır:

İşitsel işlemleme becerileri

Dikkat sürdürülebilirliği

Çalışma belleği kapasitesi

Dilbilgisi ve kelime dağarcığı

Üstbiliş (Metakognisyon) Kavramı Okuma Sürecini Nasıl Yönetir?

Okuduğunu anlamanın “gizli kahramanı” kesinlikle üstbiliş, yani metakognisyondur. Bunu en basit haliyle “düşünmeyi düşünmek” olarak tarif edebiliriz. Başarılı bir okuyucu, okuma esnasında zihninde sürekli bir denetim mekanizması çalıştırır. Kendi kendine “Şu an okuduğum yeri anladım mı?”, “Burada yazar ne demek istedi?” veya “Dikkatim dağıldı, başa dönmeliyim” diyebilen bir iç sese sahiptir. Okuma güçlüğü çeken çocuklarda ise bu iç ses ya çok cılızdır ya da hiç yoktur.

Bizim uyguladığımız programlarda, çocuğa bu iç sesi nasıl oluşturacağı ve yöneteceği adım adım öğretilir. Bu sadece bir okuma dersi değil bir farkındalık eğitimidir. Çocuk, öğrenme sürecinin direksiyonuna geçmeyi öğrenir. Eğer bir çocuk kendi anlamadığını fark edemiyorsa, bunu düzeltmek için bir çaba da harcamayacaktır. Dolayısıyla ilk hedefimiz, çocuğun kendi zihinsel süreçlerini izleyebilmesini sağlamaktır.

Metakognisyon becerisinin üç temel ayağı bulunur:

Planlama

İzleme

Değerlendirme

Bu üç aşama, çocuğun metne başlamadan önce hedefini belirlemesini, okurken kendini kontrol etmesini ve bitirdiğinde ne kazandığını ölçmesini sağlar. Bu yetkinlik kazanıldığında, çocuk sadece iyi bir okuyucu olmakla kalmaz, hayatının her alanında daha kontrollü ve bilinçli bir birey haline gelir.

Zihinsel Esneklik Okuduğunu Anlamada Neden Bu Kadar Kritiktir?

Okuma eylemi, beyin için adeta yoğun bir trafikte araba kullanmak gibidir. Sürekli olarak farklı uyaranlar arasında geçiş yapmanız gerekir. Harflerin şeklini tanımalı, seslerini hatırlamalı, kelimenin anlamını bulmalı ve cümlenin gidişatına göre o anlamı bağlama oturtmalısınız. İşte tüm bu işlemler arasında seri ve hatasız geçiş yapabilme yeteneğine “Bilişsel Esneklik” (Cognitive Flexibility) diyoruz.

Araştırmalar ve klinik gözlemlerimiz net bir şekilde gösteriyor ki okuma güçlüğü yaşayan çocukların çoğunda bu esneklik sınırlıdır. Çocuk bir kelimeyi çözmeye o kadar odaklanır ki cümlenin anlamını kaçırır. Ya da kelimenin ilk anlamına takılıp kalır, mecaz anlamı veya yan anlamı göremez. Bilişsel esneklik, zihnin vites kutusudur. Eğer vites geçişleri takılıyorsa, okuma akıcı olamaz ve anlama gerçekleşmez.

Bu alanda uyguladığımız egzersizler, çocuğun zihinsel vites geçişlerini yağlamayı ve hızlandırmayı hedefler. Özellikle metin içindeki farklı ipuçlarını (görsel, işitsel, anlamsal) eş zamanlı olarak işleyebilmesi için özel teknikler kullanılır. Zihinsel esnekliği gelişen bir çocuk, karşılaştığı zor bir metinde hemen pes etmek yerine, strateji değiştirerek anlamaya çalışır. Bu akademik başarının en önemli anahtarlarından biridir.

Yaratıcı Düşünme ve Iraksak Düşünme Okuma Becerilerini Nasıl Geliştirir?

Eğitimde yaratıcılık denince akla hemen resim veya müzik dersleri gelir. Ancak biz, okuma rehabilitasyonunda yaratıcılığı çok güçlü bir klinik araç olarak kullanıyoruz. Buna literatürde “Iraksak Düşünme” (Divergent Thinking) adı verilir. Iraksak düşünme, tek bir doğru cevaba kilitlenmek yerine, bir soruna veya duruma dair çok sayıda farklı fikir, çözüm ve senaryo üretebilme becerisidir.

Klasik eğitim sistemi çocuğu pasif bir alıcı konumuna iter. Çocuk okur ve sorulan sorulara kalıp cevaplar verir. Ancak bizim yaklaşımımızda çocuk aktif bir üreticidir. Metinden yola çıkarak “Peki ya şöyle olsaydı?”, “Karakter bu kararı vermeseydi neler değişirdi?” gibi ucu açık sorularla zihni tetiklenir. Bu yöntem çocuğun metni yüzeysel okumasını imkansız hale getirir. Çünkü yeni ve yaratıcı bir fikir üretebilmek için, elindeki metni derinlemesine analiz etmiş olması gerekir.

Bu yaklaşımın sağladığı en büyük avantajlardan biri motivasyondur. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar, sürekli başarısızlık hissiyle boğuşurlar. Ancak yaratıcı düşünme egzersizlerinde “yanlış cevap” korkusu yoktur. Çocuğun her fikri değerlidir ve bu durum “öğrenilmiş çaresizlik” duygusunu kırar.

Iraksak düşünmenin çocuğa kazandırdığı beceriler şunlardır:

Akıcı fikir üretimi

Orijinal bakış açısı

Detaylandırma yeteneği

Esnek düşünme kapasitesi

Çıkarım Yapma Becerisi ve Satır Aralarını Okumak Neden Bir Köprü Görevi Görür?

Okuduğunu anlamanın zirvesi, metinde açıkça yazılmayanları bulup çıkarmaktır. Buna “çıkarım yapma” diyoruz. İyi bir okuyucu, yazarın vermediği bilgileri kendi hayat tecrübesiyle tamamlar. Örneğin metinde “Hava karardı, şimşekler çaktı” yazıyorsa, çocuk “Birazdan yağmur yağacak” çıkarımını yapabilmelidir. Bu basit metin anlama ile üst düzey yaratıcı düşünce arasındaki köprüdür.

Özel gereksinimli öğrencilerde bu köprü genellikle zayıftır veya hiç kurulmamıştır. Onlara bu süreci otomatik olarak yapmalarını beklemek yerine, manuel bir şekilde öğretiyoruz. Bunun için “Tanıla – Bilgiyle Eşleştir – Bütünleştir” (I-K-I) adını verdiğimiz yapılandırılmış bir model kullanıyoruz. Bu model sayesinde soyut bir işlem olan “düşünmek”, somut adımlara dönüşüyor.

Bu modelin uygulama basamakları şunlardır:

Tanıla

Bilgiyle Eşleştir

Bütünleştir

Öğrenciye her bir basamakta ne yapması gerektiği grafiklerle ve şemalarla gösterilir. Böylece çocuk, metindeki ipucunu bulmayı, kendi hafızasındaki bilgiyi çağırmayı ve ikisini birleştirip yeni bir sonuca varmayı alışkanlık haline getirir.

İşbirlikçi Stratejik Okuma (CSR) Yöntemi Nasıl Uygulanır?

Rehabilitasyon sürecinde en sık başvurduğumuz ve etkinliği kanıtlanmış protokollerden biri İşbirlikçi Stratejik Okuma (CSR) yöntemidir. Bu yöntem özellikle karmaşık görevleri tek başına yapmakta zorlanan çocuklar için harikalar yaratır. CSR, strateji öğretimini grup çalışmasıyla birleştirir.

Bu protokolde çocuklara dört temel strateji öğretilir ve bunları her metinde uygulamaları sağlanır. Bu stratejiler, okuma öncesinden sonrasına kadar süreci kapsar.

CSR yönteminin temel stratejileri şöyledir:

Ön İzleme

Tık ve Küt

Ana Fikri Yakala

Toparlama

Buradaki “Tık ve Küt” stratejisi çocukların en sevdiği kısımdır. Okurken her şey yolundaysa ve anlıyorsa “Tık” eder, anlamadığı bir kelimeye veya cümleye çarparsa “Küt” eder. Çocuk “Küt” sesini duyduğu (yani anlamadığını fark ettiği) an durmalı ve tamir stratejilerini devreye sokmalıdır. Bu basit metafor, çocuğun farkındalığını inanılmaz derecede artırır.

Görsel Temsil Araçları ve Duygusal Destek Tedavide Neden Önemlidir?

Her çocuğun kendini ifade etme şekli farklıdır. Bazı çocuklar okuduklarını çok iyi anlasalar bile, bunu sözel veya yazılı olarak anlatmakta zorlanırlar (özellikle yazılı anlatım bozukluğu olanlar). Bu noktada devreye görsel temsil araçları ve grafik düzenleyiciler girer. Çocuğun anladığını anlatması için onu sadece kağıt kaleme mahkum etmeyiz. Dijital tasarım araçları, görsel şemalar ve karakter haritaları kullanarak zihnindekileri dışarı dökmesini sağlarız.

Bu yaklaşım çocuğun üzerindeki bilişsel yükü hafifletir. Çocuk yazmaya odaklanarak enerjisini tüketmek yerine, düşünmeye ve analiz etmeye odaklanır. Ayrıca bu süreç sadece akademik değil psikolojik bir iyileşmeyi de beraberinde getirir. Okuma güçlüğü yaşayan çocuklarda kaygı ve özgüven eksikliği çok yaygındır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) prensipleriyle desteklenen programımızda, çocuğun “Ben yapamam” düşüncesini “Deneyebilirim ve strateji kullanabilirim” düşüncesine dönüştürmeyi hedefleriz.

Kullandığımız destekleyici yöntemlerden bazıları şunlardır:

Grafik düzenleyiciler

Görselleştirme egzersizleri

Akran destekli öğrenme

Duygu düzenleme stratejileri

Bize ulaşın