Demek Bir Teselli mi, Yoksa Bir Zaman Tuzağı mı

“Büyüyünce Geçer” Demek Bir Teselli mi, Yoksa Bir Zaman Tuzağı mı?

Ebeveynlik yolculuğu, her adımında farklı bir heyecan ve merak barındırır. Ancak bazen bu yolculukta çocuğumuzun gelişimiyle ilgili zihnimizde küçük soru işaretleri belirir. Tam o anda çevremizden en sık duyduğumuz teselli cümlesi yankılanır: “Endişelenme, büyüyünce geçer.” Peki, bu cümle gerçekten bir kurtarıcı mı, yoksa çocuğumuzun en verimli yıllarından çalan sessiz bir zaman tuzağı mı? Gelişimsel duraklamalarda en sık karşılaştığımız üç büyük yanılgıyı mercek altına alıyoruz:

1. Genetik Miras mı, Yoksa Bir Sinyal mi?

“Babası da geç konuşmuştu, amcası da böyleydi…” cümlesi, gelişimsel bir gecikmeyi normalize etmek için en çok kullanılan maskedir. Evet, genetik faktörler gelişim hızında rol oynar; ancak unutulmamalıdır ki dünya ve çevresel uyaranlar babanızın çocukluğundaki gibi değil. Her çocuğun biyolojik saati kendine özgüdür. Bir gecikmeyi “genetik” diyerek rafa kaldırmak, aslında çocuğun şu an ihtiyaç duyduğu bir desteği görmezden gelmek anlamına gelebilir. Gecikme bir kader değil, incelenmesi gereken bir süreçtir.

2. Kreş Bir “Sihirli Değnek” midir?

“Okula başlayınca/kreşe gidince açılır” düşüncesi, sosyal etkileşimin gücüne olan inançtan beslenir. Elbette akran etkileşimi gelişimi destekler; fakat altta yatan yapısal veya duyusal bir sorun varsa, hazırbulunuşluğu olmayan bir çocuğu kalabalık bir sınıfa dahil etmek “yüzme bilmeyen birini derin suya bırakmaya” benzer. Çocuk “açılmak” yerine daha fazla içe kapanabilir, yetersizlik hissiyle sosyal kaygılar geliştirebilir. Kreş bir destekçidir, ancak bir tedavi veya müdahale yöntemi değildir.

3. İnatçılık mı, Yoksa Bir Beceri Eksikliği mi?

Çocuklarımız kurallara uymadığında veya tepki vermediğinde onlara “inatçı” etiketi yapıştırmak en kolayıdır. Oysa çoğu zaman “yapmamak” ile “yapamamak” arasındaki o ince çizgi kaçırılır. Bir çocuk yönergeyi takip etmiyorsa, bu onun karakterinden değil; dil becerisinin, işitsel işlemlenmesinin veya dikkat süresinin o görevi tamamlamaya yetmemesinden kaynaklanıyor olabilir. “İnatçı” dediğimiz çocuk, aslında bize bir beceri eksikliğinin imdat çağrısını yapıyor olabilir.

Erken Müdahale: Yarını Bugünden İnşa Etmek

Beyin gelişiminin %80’inden fazlasının tamamlandığı okul öncesi dönem, öğrenme kapasitesinin en yüksek olduğu “altın çağ”dır. Bu dönemde yapılan küçük bir dokunuş, ileride yaşanabilecek devasa sorunların önüne geçer.

Beklemek, sadece zamanın akışını seyretmektir; müdahale etmek ise geleceği inşa etmektir. Turkuaz Terapi olarak biz, “büyüyünce geçer” demeyi değil, “bugün ne yapabiliriz?” demeyi seçiyoruz. Çocuğunuzun gelişim yolculuğunda bir duraklama hissediyorsanız, kalbinizin sesini ve uzmanların görüşünü dinleyin. Çünkü gelişimde telafisi olmayan tek şey, kaybedilen zamandır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize ulaşın