DİS-TEST; çocuklarda gözlemlenen akademik başarısızlıkların nörobiyolojik kökenini tespit etmek amacıyla kullanılan, Disleksi (okuma), Disgrafi (yazma) ve Diskalkuli (matematik) alt tiplerini ayırt edebilen kapsamlı ve bilimsel bir ölçme aracıdır. Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısında kritik bir öneme sahip olan bu batarya, çocuğun sadece nerede hata yaptığını değil zihinsel işlemleme süreçlerindeki güçlü ve zayıf yönlerini de net bir şekilde ortaya koyar. Eğitimciler ve uzmanlar için detaylı bir yol haritası sunan DİS-TEST, öğrenme farklılıklarını erken dönemde saptayarak kişiye özel, kanıta dayalı rehabilitasyon programlarının oluşturulmasını ve çocuğun gerçek potansiyeline ulaşmasını sağlar.
Çocuğumda Bir Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) Olabilir mi?
Öncelikle içini ferah tutmanız gereken bir konu var: Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG), kesinlikle bir zeka geriliği değildir. Aksine, bu tanıyı alan çocuklarımızın çoğu ortalama veya ortalamanın üzerinde bir zekaya sahiptir. Sorun, beynin bilgiyi alma kapasitesinde değil; bilgiyi işleme, sıraya koyma ve geri çağırma yöntemindedir. Beynin “kablolama” sistemi, diğer çocuklardan biraz daha farklı çalışır. Bu durum eğitim eksikliğinden veya çocuğun şımarıklığından kaynaklanmaz; tamamen yapısal ve nörobiyolojik bir durumdur.
Genellikle okul çağındaki çocukların belirgin bir kısmında bu durumla karşılaşırız. Tanı koyabilmek için çocuğun yaşadığı zorlukların, sağlanan tüm eğitim desteklerine rağmen en az altı aydır devam ediyor olması gerekir. Bu güçlükler tek bir alanda toplanabileceği gibi, birkaç alanda eş zamanlı da görülebilir. Ebeveynlerin evde veya ödev yaparken dikkat edebileceği bazı temel belirtiler şunlardır:
Okuma hızında belirgin yavaşlık
Kelimeleri hatalı sesletme
Heceleme hataları
Yazı yazarken aşırı çabuk yorulma
Harfleri karıştırma veya ters yazma
Sayıları algılamada zorluk
Çarpım tablosunu ezberleyememe
Matematiksel sembolleri karıştırma
DİS-TEST ile Tanı Koymak Neden Bu Kadar Önemlidir?
Bir sorunu çözmenin ilk adımı, onun ne olduğunu anlamaktır. DİS-TEST (Disleksi, Disgrafi ve Diskalkuli Testi), bize çocuğun zihinsel haritasını çıkaran son derece kapsamlı bir araçtır. Rastgele gözlemlerle veya “bana öyle geldi” diyerek bir eğitim programı hazırlamak, karanlıkta yol bulmaya çalışmak gibidir. Oysa bizim, çocuğun hangi bilişsel süreçte takıldığını milim milim bilmemiz gerekir.
Bu testin en büyük gücü, bilimsel güvenilirliğidir. İstatistiksel olarak baktığımızda, bir testin tutarlı sonuçlar verme oranı (güvenilirlik katsayısı) ne kadar yüksekse, tanı o kadar kesindir. DİS-TEST’in disleksi, disgrafi ve diskalkuli boyutlarındaki güvenilirlik oranları oldukça yüksektir. Özellikle disleksi alanındaki doğruluk payı, bilimsel standartlarda “mükemmel” olarak kabul edilen seviyededir.
Bu yüksek güvenilirlik oranı, bizlere çocuğun başarısızlığının sebebini net bir şekilde ayırma şansı verir. Örneğin bir çocuk matematikte zorlanıyorsa, bunun sebebi sayı algısının zayıf olması mı, yoksa sadece çalışma belleğinin (kısa süreli hafıza) yetersiz kalması mı? Bu ayrımı yapmak hayati önem taşır. Çünkü sayı algısı sorunu yaşayan bir çocuğa yapılacak müdahale ile hafıza sorunu yaşayan çocuğa yapılacak müdahale birbirinden tamamen farklıdır. DİS-TEST sonuçları bize şu alanlarda net veriler sunar:
Sayı Algısı Bölümü
Aritmetik İşlemler Bölümü
Çalışma Belleği Bölümü
Okuma Akıcılığı Bölümü
Yazılı Anlatım Bölümü
Disleksi (Okuma Güçlüğü) İçin Hangi Yöntemler Kullanılır?
Disleksi, en sık karşılaştığımız öğrenme güçlüğü türüdür ve temelinde sesleri işlemleme sorunu yatar. Çocuk, kelimeleri oluşturan ses parçacıklarını (fonemleri) ayırt etmekte zorlanır. Bu yüzden bu çocuklara “daha çok kitap oku” demek bir çözüm değildir; çünkü sorun pratik eksikliği değil ses-harf eşleşmesinin beyinde doğru kurulamamasıdır.
Bu noktada “Yapılandırılmış Okuryazarlık” (Structured Literacy) dediğimiz, kanıta dayalı yöntemleri kullanırız. Bu yaklaşımda hiçbir şey çocuğun keşfine bırakılmaz; her ses, her kural açık ve net bir şekilde adım adım öğretilir. Özellikle şiddetli okuma güçlüğü çeken çocuklar için, dünyanın en geçerli yöntemlerinden biri olan Orton-Gillingham yaklaşımını ve onun türevi olan yoğun programları esas alırız. Bu programlar, çocuğun hem görerek, hem duyarak, hem de dokunarak (örneğin parmağıyla kuma yazarak) öğrenmesini sağlar.
Rehabilitasyon sürecinde uyguladığımız ve başarısı kanıtlanmış temel yaklaşımlar şunlardır:
Yapılandırılmış Okuryazarlık Eğitimi
Orton-Gillingham Yaklaşımı
Wilson Okuma Sistemi
Fonolojik Farkındalık Eğitimi
Çok Duyulu Öğretim Teknikleri
Disgrafi (Yazma Güçlüğü) Tedavisinde Neler Yapılır?
Yazma güçlüğü ya da disgrafi, sadece “çirkin yazı” demek değildir. Bu durum iki farklı kanaldan ilerler ve tedavisi de buna göre şekillenir. İlk kanal, işin fiziksel, yani motor beceri kısmıdır. Çocuk kalemi tutarken acı çekebilir, kaslarını ayarlayamaz veya satır çizgisini takip edemez. Bu durum çocuğun tüm enerjisini harf şeklini hatırlamaya harcamasına neden olur.
İkinci kanal ise zihinsel organizasyondur. Çocuk harfleri yazabilse bile, zihnindeki düşünceleri kağıda dökerken kelimeleri toparlayamaz, cümleleri yarım bırakır veya bağlamdan kopar. Tedavide önceliğimiz, çocuğun yazma eylemini otomatikleştirmesidir. Yazmak, düşünmeden yapılan bir refleks haline gelmelidir ki çocuk zihnini ne yazacağına odaklayabilsin.
Bu süreçte kullandığımız bazı temel araçlar ve yöntemler şunlardır:
Grafomotor Egzersizler
Duyusal Motor Aktiviteleri
Kalem Tutma Aparatları
Kavram Haritaları
Grafik Düzenleyiciler
Sesli Not Alma Teknolojileri
Diskalkuli (Matematik Güçlüğü) ve Somutlaştırma Neden Gereklidir?
Matematik, soyut sembollerden oluşan bir dildir. Diskalkulisi olan çocuklar için bu dil çok karmaşıktır çünkü sayıların ifade ettiği “miktar” kavramı zihinlerinde canlanmaz. “5” rakamını görürler ama bunun ne kadar bir büyüklüğü temsil ettiğini hissetmezler. Bu yüzden parmakla saymayı bırakamazlar.
Bu alandaki en etkili yöntem CPA (Concrete-Pictorial-Abstract) yani “Somut – Resimsel – Soyut” modelidir. Bu yöntemde asla doğrudan kağıt kalemle işleme başlanmaz. Önce fiziksel nesnelerle çalışılır. Çocuk sayıları elleriyle tutar, birleştirir, ayırır. Miktarı fiziksel olarak hissettikten sonra çizim aşamasına geçilir ve en son rakamlar devreye girer.
Diskalkuli müdahalesinde kullandığımız aşamalar ve materyaller şunlardır:
Somut Nesnelerle Çalışma Aşaması
Görsel Modelleme Aşaması
Sembolik İşlem Aşaması
Fasulye ve Küp Gibi Manipülatifler
Ritmik Sayma Araçları
Kareli Kağıt Kullanımı
Aileler Neden Uzman Bir Merkeze Başvurmalıdır?
Özgül Öğrenme Güçlüğü, evde yapılan tekrarlarla veya standart özel derslerle aşılabilecek bir durum değildir. Çünkü bu akademik bir eksiklikten ziyade nörolojik bir farklılıktır. Beynin öğrenme yollarının yeniden inşa edilmesi, yani nöroplastisite, ancak çok yoğun, sistematik ve uzman ellerde yapılan terapilerle mümkündür.
DİS-TEST gibi gelişmiş araçlarla yapılan değerlendirmeler sonucunda, her çocuk için parmak izi kadar özel bir “reçete” çıkarılır. Kimi çocuğun işitsel algısı desteklenmeli, kiminin ise görsel hafızası güçlendirilmelidir. Bu ince ayarı ancak bu alanda uzmanlaşmış rehabilitasyon merkezleri yapabilir. Ayrıca bu merkezler, çocuğun sadece ders başarısını değil bozulan benlik saygısını ve okul kaygısını da onarır.
Erken müdahale, çocuğun gelecekteki akademik ve psikolojik sağlığı için en kritik faktördür. Eğer “zamanla düzelir” diyerek beklerseniz, farkın kapanması her geçen yıl daha da zorlaşır. Oysa doğru yöntemlerle desteklendiğinde, bu çocuklarımızın ne kadar büyük potansiyellere sahip olduğunu ve nasıl hızla ilerlediklerini görmek bizler için en büyük mutluluk kaynağıdır. Unutmayın öğrenemeyen çocuk yoktur; sadece farklı öğrenen çocuklar vardır ve biz onların dilini çözmek için buradayız.